Targon Dağı'nın eteklerinde, nadir görülen bir ay tutulması sırasında doğan Aphelios ve ikiz kız kardeşi Alune, gecenin inancı olan Lunari'nin çocuklarıydı. Targon'da hüküm süren ve güneşe tapan Solari tarikatı, Lunari inancını bir sapkınlık olarak görüyor ve onları yok etmek istiyordu. Bu yüzden Lunari halkı, nesiller boyunca gölgelerde saklanarak hayatta kalmaya çalıştı.
İkizler doğduğunda, Lunari kabilesi bunu büyük bir işaret olarak gördü. Fiziksel yetenekleri eşsiz olan Aphelios, kabilenin kılıcı olacak; sihirsel ve ruhani yetenekleri olan Alune ise kabilenin ruhu ve gözcüsü olacaktı. Aphelios çocukluğundan itibaren bir suikastçı olarak eğitildi. Kendi kanını akıtacak kadar ağır antrenmanlar yapıyor, her türlü yakın dövüş silahında ustalaşıyordu.
Yıllar geçtikçe Solari baskısı arttı. Aphelios, sadece fiziksel gücün yeterli olmadığını fark etti. Lunari inancının derinliklerine inmek için, yalnızca gölgelerde yetişen nadir ve zehirli Noctum çiçeğinden yapılma bir iksir içmeye karar verdi. Bu iksir, içen kişinin ruhunu aydınlatıyor ancak bedenine tarifsiz bir acı veriyordu.
Aphelios zehri içtiğinde boğazı yandı ve ses telleri sonsuza dek yok oldu. O artık dilsiz bir savaşçıydı. Ancak zehir, onun zihnini ruhlar alemine açtı. Acı çektiği her saniye, karanlığın gücünü damarlarında hissediyordu.
Bir gece, Lunari halkının gizli tapınağı Marus Omegnum, Solari ordusu tarafından keşfedildi ve baskına uğradı. Lunari savaşçıları teker teker düşerken, Aphelios umutsuz bir savunma hattı kurdu. Ancak kılıçları kırıldı, gücü tükendi. Solari askerleri etrafını sardığında, her şeyin bittiği sanılıyordu.
Tam o anda, tapınağın derinliklerinde ruhlar alemine geçiş yapan kız kardeşi Alune'nin fısıltısı zihninde yankılandı. Alune, fiziksel dünyayı terk edip ruhlar alemindeki bir tapınağa hapsolmuştu ama artık Aphelios'un zihnine doğrudan bağlıydı. Kardeşinin zihnine uzanan Alune, aytaşından yapılmış büyüyle dövülmüş silahları ruhlar aleminden Aphelios'un ellerine gönderdi.
Aphelios artık sıradan bir suikastçı değildi. Kardeşinin gönderdiği Calibrum, Severum, Gravitum, Infernum ve Crescendum adlı efsanevi silahlarla Solari ordusunu o gece yerle bir etti. O günden sonra Aphelios ve Alune ayrılmaz bir ikili oldu.
Bugün Aphelios, Targon dağının karanlık eteklerinde sessizce dolaşan ölümcül bir gölge. O hiç konuşmuyor, sadece dinliyor ve savaşıyor. Zihninde yankılanan tek ses ise kardeşi Alune'ye ait. Biri ruhlar aleminde hapis, diğeri ise zehrin acısıyla fiziksel dünyada sessizliğe mahkum... Ancak birlikte olduklarında, inancın en güçlü silahı haline geliyorlar.